Melis Naz Ün
6 dk
Ekofobi ve Çocuklar: "Ben Arıdan Çok Korkarım"
“Ben arıdan çok korkarım.”
Bu cümle bazen yalnızca bir böcek korkusunu değil; çocuğun doğayla kurduğu ilişkiye dair bir ipucu verir.
Çime basmak, toprağa dokunmak, ormanda yürümek gerilim yaratıyorsa; çocuk doğa konuşulunca uzaklaşıyorsa, literatürde bunun bir adı vardır: ekofobi.
Ekofobi; doğaya karşı gelişen korku ve kaçınma halidir. Çoğu zaman bireysel bir fobiden çok, doğanın nasıl öğretildiğiyle ilgilidir.
Ekofobi çocuklarda çoğunlukla gündelik durumlarda görünür:
• Parka gitmek istememe
• Böcek korkusunun genelleşmesi
• Dış mekânda gerilme
• Konudan kaçma
• Umutsuz genellemeler
İyi niyetle kurulan bazı mesajlar bu korkuyu besleyebilir.
Felaket dili, sürekli risk vurgusu ve temas olmadan sorun anlatmak; doğayı ilişki kurulan bir alan olmaktan çıkarıp tehdit olarak kodlayabilir.
Peki alternatif ne?
Çocuğu çevresel sorunlarla “bilgilendirmekten” önce; doğayla güvenli ve merak uyandıran bir ilişki kurabileceği alanlar açmak. Doğa; uzak ve soyut bir mesele değil. Dokunulabilen, gözlemlene-bilen bir yaşam alanı.
Çocuk yalnızca bilgi almaz; gözlemler, sorar, dener.
Kozalaklar, dallar, yapraklar…
“Kirli–tehlikeli” genellemeleri yerine; doku, denge ve işlev keşfedilir.
Sorular değiştiğinde ilişki de değişir:
• Bu canlı nerede yaşar?
• Onu güvende tutan nedir?
• Hangi malzeme işe yarar?
Doğa korkulacak bir yer olmaktan çıkar; anlaşılabilir bir sistem haline gelir.
Ekofobi çoğu zaman doğayı sevmemekten değil; doğayı önce korkulacak bir şey olarak öğrenmekten doğar.
“Ben arıdan çok korkarım” diyen bir çocuğun sözü, bastırılması gereken bir korku değil; bağın yeniden kurulabileceği bir eşiktir.
Ve çoğu zaman, başlangıç tam da burada başlar.
Kategoriler
Son Yazılar
Takip Et:





